Goktug Gedik
Aug 13, 2017·7 min read
Bir süredir 4 büyük firmayı, stratejilerini ve neler yaptıklarını daha yakından izlemeye başladım. Sektörde GAFA adı verilen bu dört firma (Google, Apple, Facebook, Amazon) farklı alanlarda liderlikleri olsa da, bir çok alanda da kesişiyor ve birbirleriyle yarışıyorlar. Hatta daha da sert çekişmelerin olması da kaçınılmaz gibi görünüyor.
Amazon ülkemizde her ne kadar genelde AWS ile bilinse (hatta pek bilinmese) de aslında ABD’de bir çok sektörü derinden etkilemiş, değiştiren ve dönüştüren çok kilit firmalardan birisi.
Amazon’un hikayesi, kuruluş süreci gibi konulara girmeden, amacım benim dikkatimi çeken bazı konularda -özellikle de Amazon’un evlere ne kadar sık ve etkili bir şekilde ulaşmasını içeren birkaç konuda Amazon’un ne durumda olduğunu paylaşmak sadece.
ABD’de 20 senedir hisseleri borsada işlem gören Amazon, perakende pazarında %5’lik bir paya sahip. Kitap satışı ile işe başlayan Amazon, şu anda neredeyse her şeyi bulabileceğiniz bir açık pazar.
E-book konusunda ise ABD pazarının %74’ünü elinde tutuyor. Tabi bunu destekleyen en önemli şeylerin başında yıllardır farklı modellerle farklı ihtiyaçlar için kendi ürettiği Kindle’lar başı çekiyor.
AWS tarafında ise küçük firmalar için yatırım maliyeti gerektirmeden çok esnek bir şekilde sağladığı sunucu ve sanal makine hizmetlerine ek olarak son yıllarda bir de akıllı çözümleri de sunmaya başladı. Örneğin Amazon’a bir fotoğraf gösterince içerisinde kaç insan olduğunu, farklı objeleri, manzaraları vb. Deep Learning algoritmaları ile (Amazon Rekognition) öğrenmek mümkün.
Ya da verdiğimiz bir metni doğal bir insan okumuşçasına ses dosyasına dönüştürebiliyor. (Amazon Polly)
Bunun için sıfırdan bir altyapı yazmaya ihtiyacımız yok. Yani aslında donanım tarafında olduğu gibi Amazon yazılımsal açıdan da bazı hizmetleri -yine altyapı ve üretim maliyeti olmadan- kiralayabilmemizi sağlıyor.
Ama benim dikkatimi çeken kitaplar veya dijital alandaki değil, gerçek dünyadaki işleri oldu.
ABD’de yaşayanların %44’ünün 20 mil yakınında bir Amazon deposu var, ve bu oran 2015’te sadece %5’ti.
Ayrıca Amazon depolarındaki otomasyonu o kadar önemsiyor ki, çalışacak olan robotları üreten firmayı da (Kiva) satın alarak kendi bünyesine katıyor, ve şu anda 45.000’den fazla robot ile bu depolardaki kutulama ve kargolama işlerini yönetiyor.
ABD’de kullanıcılar Amazon’u o kadar çok seviyor ve kullanıyorlar ki, yeni ürün keşfetmek veya alışveriş yapmak için gittikleri ilk yer Amazon. Kullanıcıların yarısı, yeni ürün aramalarını Amazon üzerinden yapıyor. link
Amazon, milyonlarca ürün listelemesi ve satışı içerisinde zaman içerisinde kimin, ne zaman, ne aldığını çok net bir şekilde biliyor. İhtiyaçları, trendleri görebiliyor. Bundan güç alarak da -kimsenin bilmediği kendi markalarını- sadece Amazon’da satış yapacak şekilde konumlandırarak daha fazla pay almaya çalışıyor. Markalar ise kimsenin arkasında Amazon olduğunu anlayamayacağı şekilde seçilmiş. (Yani Amazon Basics gibi değil) link
Amazon’un bir de özel müşterileri için Prime adını verdiği bir ayrıcalıklı üyelik modeli var. Prime üyeliği aylık $10.99, ya da yıllık alırsanız $100. Prime üyesi olunca Prime etiketine sahip ürünleri hiç bir kargo ücreti ödemeden her zaman 2 günde teslim alabiliyorsunuz.
Ama bitmediii, Amazon Prime üyeliği bu kadarla bitmiyor. Prime üyesi olunca şunlar da size sunuluyor:
Ve Amazon, Prime üyeliğini genişleterek faydasını arttırmaya çalışıyor. Ayda $10 vererek film, dizi, müzik ve kitap aboneliği, üstüne ücretsiz 2-gün kargo, depolama alanı hiç de fena değil. :)
Amazon Prime için “Internet Tax” diyenler de var! :)
Netflix, Apple Music, iCloud aboneliğini üst üste koyunca ben baya zararda görünüyorum. Üstelik her alışverişimde de kargo parasını ben ödüyorum.
Prime’a dönecek olursak, Amazon, Prime ile her geçen ay daha fazla kullanıcıya ulaşıyor. 2017 Haziran ayı itibariyle ABD’de 85 milyon Prime üyesi var. Ve her ay da artmaya devam ediyor.
Prime olmayan üyeler Amazon’dan yılda ortalama $700 harcama yaparken, Prime üyeler ise ‘madem aldık, kullanalım’ mantığından olsa gerek $1,300 harcama yapıyor! :) link
Bu arada Prime ürünler toplam ürünlerin sadece %8’i. Yani aslında sınırlı bir ürün segmenti gibi görünse de, satın alma geçmişi net bir şekilde göründüğü için Amazon talep olan ürünleri Prime’a geçirebiliyor kolay bir şekilde. Amaç ise elbette Prime ürün oranının artması, daha ulaşılabilir olması, böylece müşterilere daha fazla fayda sağlanması. Link
Bu arada 2017 itibariyle evlere bu kadar çok giren Amazon, bir de 13.4 milyar dolar ödeyerek Whole Foods’u satın aldı. :) Yani evlere daha sık ve daha önemli ürünlerle girmenin kapısını ardına kadar açmış oldu. Tazedirekt’te bizim de başardığımız ve günde 1000 siparişi bile gördüğümüzü düşünürsek, Amazon bu işi becerirse önünde yepyeni bir sayfa açılacağı kesin.
Sebebi de çok net. Eve her gün bir eşya vb. almanız gerekmiyor, ama eninde sonunda yemek yiyeceksiniz. İşte o yiyecekler de Amazon üzerinden, Amazon Fresh’e ek olarak, Whole Foods gibi bir marka ile, onların depoları ile, daha büyük teslimatlar ile, Prime üyeliğine ek olarak neden gelmesin? :)
Whole Foods adı neden önemli? Çünkü yüksek marj, dağıtım noktası, organik markası ve belki de en önemlisi harika bir kullanıcı kitlesine sahip Whole Foods! Ülkemizde bunun bir benzeri(!) belki de Migros’un Tazedirekt’i almasıyla yaşandı, ama ne yazık ki duyduğum kadarıyla sipariş sayıları hala günde 30–40 civarında. Üzücü… link
Amazon’un bir de ev içerisinde küçük bir asistanı var: Amazon Echo. Bu minik hoparlör aynı zamanda sürekli evi dinliyor ve sorulan sorulara Siri gibi yanıtlar veren Alexa adındaki asistanı içeriyor. Amazon, Echo cihazlarını zararına satıyor gibi görünüyor, çünkü amacı eve daha çok girmek, evin ihtiyaçlarını daha çok karşılamak. Ve bir de elbette sesli komutları daha fazla alarak kendi Voice Assitant, AI & ML motorlarını daha fazla eğitmek, yarışta önde olmak.
Bu arada yine geçtiğimiz aylarda Amazon’un Echo Show adında bir de ekranlı Echo modeli çıkarttığını da buraya not olarak düşelim. Notu genişletelim: Tüm GAFA, ev içerisinde böyle bir ekran konumlandırmak için çalışıyor. Google Home, Apple HomePod, Amazon Echo Show ve Facebook’un da muhtemelen yakında duyuracağı bir video izleme ve video chat cihazı. Çünkü cihaz sahibi olmak, erişimi kontrol etmek demek.
Bir de Dash Button konusu var ki, evde tekrar tekrar aldığımız deterjan, bebek bezi vb. ürünler için dolaplara yapıştırılan bu butonlar sayesinde ‘bitince bas, biz getiririz’ modeli işletiliyor. Yani ben eve sürekli OMO alıyorsam, Prime üyesiysem, bitince basayım ücretsiz gelsin kapıma di mi? :)
Evlere daha çok ve daha sık nasıl girerim? – Amazon
Amazon’un ana sayfasına girdiğimizde klasik bir şekilde hem ürünleri görebiliyoruz hem de bir arama yapabiliyoruz. Ama bu elbette Amazon için yeterli değil, çünkü önceden bu insanların genel keşfetme metoduyken, artık hayatımızda Instagram var! :)
İnsanlar Instagram’da o kadar çok zaman geçiriyor ki, çalışma saatleri içerisinde koyduğumuz bir fotoğraf 1 saat içerisinde inanılmaz like’lar alabiliyor. :) Kullanım alışkanlığının da değişmesiyle insanlar artık Instagram’da yeni ürünleri keşfeder ve alır-satar hale geldiler. Amazon da buna benzer bir şekilde ürün keşfini teşvik eden, ilgili kitleye Amazon Spark adında bir Instagram-vari feed sunmaya başladı.
Boş boş sayfalar, ürünler arasında gezmektense, ilgi alanınıza yönelik, sizin alışveriş stilinize, zevklerinize, tercihlerinize özel bir feed görmek ve ürünleri bu şekilde keşfetmek kulağa hiç de fena gelmiyor değil mi? :) Görmek bedava, ama bu platformda etkileşime geçmek için ise Prime üye olmak gerekiyor! link
Amazon her ne kadar evlere girmek için bu kadar heyecanlı olsa da, dışarıdaki alışveriş deneyimini de değiştirmek ve dönüştürmek için çaba sarfediyor. Amazon Go ile cüzdansız, kasasız, bekleme olmadan nasıl alışveriş yapabileceğinize aşağıdaki videodan göz atabilirsiniz. Ve elbette Prime üye olmak yine önemli. :)
Amazon’un temelleri aslında şu üçayak üzerinde: lojistik, bulut çözümleri ve medya. Ancak Amazon bir çok konuda bu temelleri sağlamlaştırmak ve bunların yanına yenilerini koymak için çok çalışıyor. Peki ne yapıyor?
Yani aslında Amazon, merkezinde sağlam teknolojiler bulunan, bir çok farklı işin birleşiminden oluşuyor desek pek yanlış olmaz.
Bu arada Amazon’un yıllar boyunca hep düşük kârlar açıkladığını, sürekli geleceğe yatırım yaptığını, ve şu anda da şirketin net karının tamamına yakınının AWS (Amazon Web Services) üzerinden geldiği hatırlamakta fayda var.
Hatta daha da ilginç olanı, Amazon’un cirosunun %10'u AWS’den gelmesine rağmen, kârının %90'ını sağlaması.
Tüm bunlardan sonra ya “iyi de Göktuğ bunları neden anlattın bize, ne olacak şimdi” diyorsanız, size cevabım: Bunlar benim merak ettiğim, öğrenmekten keyif aldığım, paylaşmak istediğim şeylerdi. :)
Sizin de hoşunuza gittiyse, paylaşmak isterseniz beni mutlu edersiniz. Teşekkürler okuduğunuz için… :)
Not 1: Ayrıca konuyu ülkemize bağlayacak olursak… Amazon 1 yıldan uzun süredir Türkiye’de de aktif olarak faliyet göstermek için çalışıyor, insanları işe alıyor, Lüksemburg’da eğitiyor, ekibe katıyor, ve 2018’in içerisinde de aktif olarak Amazon markasıyla giriş yapmaya hazırlanıyor. Direkt olarak -şimdi yaptığı gibi Amazon.de (veya Amazon.com.tr) üzerinden mi satış yapar, Hepsiburada gibi bir devi satın alıp operasyonu mu değiştirir, neler neler olur, işte bunlar bambaşka konular… :)
Not 2: Buradaki bilgilerin bir çoğu farklı kaynaklardan derlediğim yazılar ve e-book’lardan oluşuyor. Daha uzun ve kapsamlı bir Amazon incelemesi için CBI Insights’ın şu kitapçığına da göz atabilirsiniz.